motivasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
motivasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mayıs 2011 Salı

How to Identify the Needs that Motivate Others

10 Kasım 2008 Pazartesi

İlk İşte Başarı Ve Kariyerin Yolu

İş ve meslek uzmanları başarı ve kariyerin birinci şartının angarya işlerden kaçınmamak ve eleştirilere açık davranmak olduğunu belirtiyor.
Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) Samsun İl Müdürlüğü’nde görevli İş ve Meslek Danışmanı Ömür Demircioğlu, iş bulmak kadar, ilk işte başarılı olmak ve tercih edilen eleman olarak kalmanın da güç olduğunu söyledi. Bunun için bazı noktalara dikkat edilmesi gerektiğini belirten Demircioğlu, işe yeni girenlerin, mesaiye zamanında gitmeye ve mümkün olduğunca az izin kullanılmaya özen göstermesini önerdi.

İş yerine uygun giyinmenin de son derece önemli olduğunun altını çizen Demircioğlu, ilk işte tecrübesiz olmanın getireceği olumsuzlukların unutulmaması, bunun için önemsiz, angarya görülen işleri bile küçümsenmeden, başarı ile yapmaya dikkat edilmesi gerektiğini kaydetti. Demircioğlu, verilecek önemsiz gibi görülen işlerin ciddiye alınarak başarı ile yapılmasının işveren üzerinde olumlu bir etki bırakacağını vurguladı.

Eleştiriler gurur meselesi yapılmamalı

İş hayatında eleştirilerin gurur meselesi yapılmaması gerektiğini belirten İş ve Meslek Danışmanı Ömür Demircioğlu, iş hayatında, özellikle ilk işte eleştirilere açık olmanın, personele artı getireceğini söyledi. Demircioğlu, şöyle devam etti:

"İlk işinizde angarya işlerden kaçınmayın ve eleştirilere açık olun. Büyük, küçük verilen her görevi başarıyla yerine getirin. Eleştiriye açık olun, neden eleştirildiğinizi anlamadıysanız, neden eleştirildiğinizi sormaktan çekinmeyin."

İlk işte çok kişi tanımanın son derece önemli olduğunu bildiren Demircioğlu, kişilerle iyi iletişim kurmanın, gelecek için birer yatırım olduğunu ifade etti. İşin zorlukları karşısında hemen pes edilmemesini, en az 6 ay ya da bir yıl denenmesini öneren Demircioğlu, ancak kişinin kendisini yaptığı işte yeterli ve mutlu bulmadığı takdirde mutlaka severek yapacağı bir işi tercih etmesi gerektiğini kaydetti.

Yeni bir işe başlandığında gelecek için kariyer hedefleri yapılmasının kişinin kendisini geliştirmesi açısından önemli olduğunu belirten Demircioğlu, iş hayatı boyunca kişisel gelişime katkıda bulunacak eğitimlerin alınması gerektiğini söyledi.

Kaynak: http://www.haber7.com/haber/20080108/Ilk-iste-basari-ve-kariyerin--yolu.php (08.01.2008)

12 Şubat 2008 Salı

İçli Dışlı Motivasyon

Bir raporu yetiştirmesini beklediğiniz elemanınızı saatlerdir bilgisayar karşısında görüyorsunuz. Çalışıyor zannediyorsunuz. Ama o, herhangi bir messenger programını açmış, konuşmakla meşgul. Her sabah işe geç gelen başka birisi, hafta sonu yaptığınız trekking aktivitesine herkesten önce geliyor. Bu kişiler hakkında “Motivasyonları çok düşük” diye düşünebilirsiniz. Ama onlar, gördüğünüz gibi, chat yapmak ya da geziye katılmak için oldukça motiveler... Bu durumda daha doğru bir yargı: “Ben onları nasıl motive edeceğimi bilemiyorum” olur. Eisenhover’ın motivasyon tanımını çok beğeniyorum: Motivasyon, istediğiniz şeyi başkalarına kendileri istedikleri için yaptırtmaktır.

İçeriden Motivasyon

Zaten dışarıdan motivasyon faktörleri gitgide azaldı. En son ne zaman kendiniz dışında biri sizi motive etti? Alkışladı, güzel bir geribildirim verdi, ödüllendirdi, herkese duyurdu… Bugün zamlar zam değil, unvanlar eski ağırlığındaki unvan değil. Şirket yemekleri, kurum içindeki bültenler, doğum günü kutlamaları yasak savıcı türden. Yalandan. Bizler için düşünülmüş, özel olarak planlanmış, içi dolu kutlamalar denemez. Dolayısıyla, hiçbiri gerçekten etkili de değil…

Dıştan motivasyon, kişiyi belli bir yere kadar götürebilir ama işin devamı, daha fazlası için içten motive olmak gerekiyor. “Atı suya götürebilirsiniz ama ona su içirtemezsiniz.”

İnsanın kendi kendini motive edecek şeyleri bulup çıkarması ve kendini yönetmesi şart. Bir iç enerjiden bahsediyoruz. İçten yanan ateşten. İşini severek yapan, hayatını severek yaşayan o kadar belli oluyor ki! Pırıl pırıl parlıyorlar. Etraflarını da aydınlatıyorlar. Onların iyiliği, mutluluğu yakınlarına da geçiyor. Müşteriler, iş arkadaşları, ailesi de etkileniyor.

Bazen başkalarının da bu ateşi dışarıdan beslemesi yararlı olur ama başlatan hemen her zaman kişinin kendisidir. Çoğunlukla sıradan bir elemanla başarılı biri arasındaki fark onların motivasyon düzeyidir. Kendinin ve isteklerinin farkına varamamış, kendini tanımayan kişilerle çalışan yöneticilerin de, elemanlarına bu konuda rehberlik etmekten başka yolu kalmıyor.

Durmaksızın chat yapan elemanınızın motivasyon faktörü nedir acaba? Sosyal destek mi istiyor? Grup halinde çalışmaktan mı hoşlanıyor? Belki de hareket arıyordur. Ya da birine, bir yere ait olma isteği vardır… Ya da başka bir şey. Kendisiyle konuşup, doğru soruları sorup, ipuçlarından faydalanarak, ona özgü işler, hedefler ve ödüller tanımlamak işi size düşüyor…

Motivasyon Yakıtı

Kendi kendini motive edebilmek, duygusal zekânın (EQ) da bir faktörü… Düşüncelerimiz, davranışlarımızı meydana getiriyor. O halde, kendi kendine motivasyon, düşünceleri yönetebilmek aslında. Kendi performansımızla ilgili kehanetlerde bulunup, kendilerini doğruladıklarını görmek.

Önce bir istekle, sonra onu planlayarak bir hedef haline getirerek yola çıkmanın lazım geldiği kesin. Beş kilo mu vermek istiyorsunuz? Kitap yazmak mı? İngilizce öğrenmek mi? Bunları hedef haline getirmek için bir zamanla kısıtlamak da gerekiyor. Kararlılık ve dayanıklılık ise şart. Nietzsche, “Beni yok etmeyen dert, daha da güçlendirir” demiş ya, kendi kendine motivasyonun yakıtı da, zorluklardan çıkabilmek. Bu konunun uzmanları, arada doping almak gerektiğini söylüyor. Bir başarı hikâyesi okunmasını, özlü sözlere göz atılmasını... Bugünün dopingi bizden: “Rüzgâr, uçurtmayı daha yükseklere çıkartır.”

Kaynak:
İdil Türkmenoğlu, www.insankaynaklari.com (16.04.2007)
http://www.insankaynaklari.com/ikdotnet/IcerikDetay.aspx?KayitNo=7468&Kwd=i%E7li

31 Ocak 2008 Perşembe

Kendini Motive Etmek: Yaptığınız İşin Anlamını Sorguluyorsanız..

"Bunu kendime her gün niye yapıyorum? Nereye varacak bu iş? Hem bütün bunun anlamı ne?"

İşyerinde bu tarz sorular zihnimizi arada bir meşgul edebilir, günümüzü berbat eder ve yaptığımız iş konusunda kendimizi şüpheye düşürür.

Motivasyonumuz kağıttan bina gibi yıkılıp tekrar baştan inşa edilmesi gerekiyorsa; tekrar nasıl ayaklanabileceğimizi ve içimizdeki motorun randımanını en kısa zamanda nasıl yükseltebileceğimizi bilmemiz iyi olur..

Kendi Yolunuzu Kendiniz Kapatıyorsanız..

Kendini motive etme olayı bir yandan insanın kendisine karşı olan disiplini ve kendisini yönetebilmesiyle alakalıdır. Fakat en az onun kadar önemli olan; kişilik ve yapılacak işlere karşı olan tutumumuzdur. Yaptığı şeylere gerçekten ilgi duyan ya da ona hayran olan; görevlerini seve seve yapar - ve böylelikle de hedeflerine daha kolay ulaşır.

İnsanın kendisini motive edebilmesi için ilk olarak kararlı bir şekilde kendi önündeki engellerini yolundan temizlemesi gerekmektedir:
Şu an motivasyonsuz bir şekilde sandalyemizde oturmamızın ya da bize devredilen görevi yapamadığımız için çile çekmemizin sebebi nedir? Nedir eksik ya da fazlalık olan? Motivasyon boşluğundan doğru stratejiyle çıkmayı sadece kendi şahsi zaaflarını ve zayıf noktalarını gören ve tespit eden başarır. Ya da en güzeli bu duruma düşmez bile.

Motivasyon çeşitleri ve onlara uygun çözüm stratejileri


Çeşit 1: Konsantrasyon sorunu

Bazı insanlar yeterince konsantre olamaz ve dış etkenlere karşı kendilerini çaresiz hissederler. Durmadan telefon çalar, yan masadaki kişi dikkat dağıtır ve bir sonraki müşteri görüşmesi de yaklaşmış durumda olur..
Öneri: İşlerinizi öncelik listesiyle organize edin. Böylelikle hangi işlerin öncelikli olup bir an evvel halledilmesi gerektiğini daima göz önünde bulundurmuş olursunuz. Şayet bu listede sizin iş alanınıza girmeyen ve sizin zaten ilginizi çekmeyen görevler varsa - bunları listenizden rahatlıkla silebilirsiniz!

Çeşit 2: Erteleme hasalığı
Bazı insanlar da önemli işleri erteler durur, durmadan bahaneler arar ve bu yüzden kendilerine karşı olan memnuniyetsizlikleri gitgide artar. Verimli çalışabilmeleri için zaman ya da rekabet baskısına ihtiyaçları vardır.
Öneri: İşe biryerden başlayın! Konuya giriş bölümü sadece beş dakika olsa bile bunu yapın - bu sizinle yapacağınız iş arasındaki mesafeyi yakınlaştırır ve sizde ilgi, hatta belki şevk uyandırır. Bunu yaptıktan sonra kendinize bitirme tarihi belirleryin ve bu tarihi takvimde işaretleyip kendi kendinizi denetleyin, patron siz olun!

Çeşit 3: Mükemmelliyetçilik
Bazı insanlar acımasız bir şekilde mükemmelliyetçi oldukları için bir türlü hedefe ulaşamazlar. Bu zamanla şevkinizi kırabilir, çünkü dışarıdan bakıldığında çalışmalarınız verimli değil, çözüme ulaşamıyorsunuz ve elde ettiğiniz sonuç da tatmin edici değil.
Öneri: İşe başlamadan önce kendinize somut hedefler belirleyin. Bunu yaparken iş arkadaşlarınızla fikir alışverişinde bulunmak çoğu zaman faydalı olur, çünkü böylelikle daha genel bir bakış açısı kazanmış olur vebeklenilen efor hakkında daha iyi fikir edinmiş olursunuz.

Kendinizi iş arkadaşlarınız ya da rakiplerinizle kıyaslamayın, yalnızca kendi hedefleriniz ve ilerlemelerinize odaklanın. Sizden beklenilen devrimci fikirler değil, gerçekçi hedeflerdir!

..ve son olarak: hedeflere ulaşmış olmanızı kutlayın!
Bir kere yapılmış olan iş genelde bir sonuç olarak ortadadır ve görülür ya da hissedilir. Her ulaştığınız ara hedef bir ödüle değer, bu sadece kısa bir kahve molası ya da zihinizde kendinizi tebrik etmek olsa da.

Kaynak:
Uta Leidenberger
http://portal.gmx.net/de/themen/beruf/karriere/knigge/3954404-Selbstmotivation-Die-Frage-nach-dem-Sinn-der-eigenen-Arbeit,page=0.html
31.12.2007
Tercüme: Fatih Karaoğlu

15 Ocak 2008 Salı

Tembellik Bahaneleri

Sorunları algılayanlar ama çözüm için kendilerini yormak istemeyenler, koltuklarına gömüldüklerinde şu bahaneler ile kendilerini avutur:


Bırakmazlar

Bu sözü bir işi deneyecek enerjiyi kendinde bulamayanlar peşin olarak kullanır.


Zamanım yok

Tembelliklerine bahane arayanlar, haftanın 7 gününün, günün 24 saatinin, iki-üç saatlik bir başarı çabasına yetmeyeceğini savunur.


Nereden başlasam bilmem ki?

Siz bir kere ilk adımı attığınızda, çözümler çorap söküğü gibi arka arkaya gelir. Yeter ki siz bir başlayın…


Artık çok geç!

Bir işi başarmak için hiçbir zaman geç değildir. Her zaman her koşulda yapılacak bir şey muhakkak vardır.


Bana kalsa çoktan yapardım

Bu bahaneyi bırakıp bir an önce harekete geçin. Elinizi tutan mı var?


Ben tek başıma ne yapabilirim ki
Bu cümleyi bir aksaklığı gören ama düzeltmek için parmağını taşın altına sokmayanlar kullanır. Siz ataletinize böyle bir kılıf aramayı bir tarafa bırakıp bir şeyler yaptığınızda başkaları da peşinizden gelebilir.

Kaynak:
Faruk Türkoğlu, Referans Gazetesi, 10.11.2007
http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=83228

2 Kasım 2007 Cuma

Ofiste Masanızdaki Evrakları Nasıl Düzenleyebilirsiniz?

Masanızı düzenlemek için üstündeki evrakı 4 gruba ayırın:

1- İşlem grubu
Bu grup, üzerinde çalışmanız gereken acil ve önemli işleri içerir. Bunlar da, hemen cevaplandırılabilir olanları, cevaplandırma için başkasına havale edilecek olanları ya da bilgi gerektiren işlemleri kapsar.
Mümkünse işi hemen yapmalısınız. Böylece bu işi hatırlama, masanızın üstünde tutma, arama ve listenize kaydetme zahmetinden kurtulursunuz.
Başkasına havale edilecek işleri masanızda tutmayın. Üzerine bir not yazın ve hemen ilgiliye havale edin.
Önemli ve acil işleri mümkünse kırmızı bir dosyada toplayın ve masanızın hemen üstünde, gözünüzün önünde bulundurun.

2- Bilgi grubu
Bu grupta; üzerinde çalışabilmeniz için bir başkasının bilgi vermesini beklediğiniz evraklar bulunmaktadır.
İşlerinizi çok yoğun ve uzun vadeli plan yapan biri iseniz; biri 1'den 31'e kadar günlük, diğeri de 1'den 12'ye kadar kadar iki fil dosya kullanabilirsiniz.
Eğer işi herhangi bir bilgi nedeniyle bekletiyorsanız, fil dosyasına yerleştirirken hatırlayıp zamanında yapmanız için son teslim tarihinden önceki bir güne koymanız gerekecek.
Cevaplandırmak için zaman ve bilgi gerekli olan işleri mavi bir dosyada biriktirin. Evrakın üzerine son teslim tarihlerini yazın ve önem sırasına koyun.

3- Okuma grubu
Okumanız gerektiğini düşündüğünüz için ayırdığınız evrak ve dosyaları içeren gruptur.
Organizasyonunuzda sizin yerinize okuyacak biri varsa ya da mutlaka okumanız gerekmiyorsa hemen kurtulun.
Bir kural belirleyin. Okuma dokümanının üzerine geliş tarihini yazın. Bir hafta içinde okunmamışsa atın, ya da sizden sonra okuyacak kişiye devredin.

4- Çöp grubu
Bunlar, size atılamayacak kadar önemli, değerli ya da enteresan göründükleri için duran şeylerdir.
Bununla birlikte onları elinize almaya niyetiniz olmadığı gibi, tekrar kullanma ihtimaliniz de yoktur. Kararlı olun, belki bir gün gerekir düşüncesiyle hiçbir evrakı tutmayın.
Kanunen 5-10 yıl gibi bir süre saklanması gereken evrakın uygun bir şekilde dosyalanıp saklanması gerekir.
Herhangi bir geçerli nedenle atamadığınız dokümanın üzerine ele alış tarihini yazın. Bir çekmece ya da uygun yerde biriktirin. Yine bir kural belirleyin. Bir ay içinde ihtiyaç duymadığınız evraktan kurtulun.

bkz. Mahmut Harmancı, İşte Zaman Yönetimi, ISBN: 975-269-185-4, 2006, Sayfa 132/133

İşte Zaman YönetimiBu kitaptan olan bütün alıntıları oku...

Kitabı satın al...

31 Ekim 2007 Çarşamba

İyi Bir Büro Düzenlemesi İçin Dikkat Edilecek Hususlar

- Yönetici için olduğu kadar sekreter için de uygun olan bir çalışma ortamı planlanmalıdır.

- Sürekli birlikte çalışılan yardımcılar size yakın bir yerde bulunmalıdır.

- Işıklandırma yeterli olmalıdır. Işık arkamızdan gelmeli, göz alıcı olmamalı, ihtiyacımıza göre ayarlanabilmeli ve eşit olarak dağıtılmış olmalıdır.

- Sıkça kullanılan gereçler kolay ulaşılabilir bir yerde olmalıdır.

- Fazla dağınıklığa neden olan ve dikkat dağıtan şeyler ortadan kaldırılmalıdır.

- Çalışma koltuğu; makul yükseklikte, rahat ve ayarlanabilir olmalıdır.

- Masanız; gelip geçenin rahatsız etmemesi için kapıyı doğrudan gören bir yerden, dikkatinizin dağılmaması için pencereden, gürültüden rahatsız olmamak için koridordan uzak olmalıdır.

- Çalışma masası; yeterli büyüklükte, kullanışlı, yeterli iç bölmeleri ve ekleri olan, uygun ve fonksiyonel olmalıdır.

- Bilgisayar, telefon gibi gerekli aletleri koymak için yeterli yer olmalıdır.

- Büronuza koyduğunuz şeyler kişiliğinizi yansıtmalıdır.

- Oturma grubu yeterli olmalı; fakat çok rahat olmamalıdır. Rahat ortamlar, çalışmaları olumsuz olarak etkiler, gereksiz sohbetlere, ziyaretlerin uzamasına neden olur.

- Gerektiğinde ikinci bir masa olmalıdır.

- Uygun ısıtma ve serinletme sistemine sahip olmalıdır.

Mahmut Harmancı, İşte Zaman Yönetimi, ISBN: 975-269-185-4, 2006, Sayfa 127/128

İşte Zaman YönetimiBu kitaptan olan bütün alıntıları oku...

Kitabı satın al...

Ertelemenin Nedenleri Ve Bazı Tavsiyeler...

Ertelemenin birçok nedeni vardır. İşte Martin Scoot'un ve Jane Allan'ın işaret ettiği erteleme nedenlerinden bazıları:

1- Bu iş çok büyük...
Büyük işleri küçük parçalara bölün. İşin bölümlerinden hiç biri tamamı kadar zor değildir.

2- Nereden başlayacağımı bilemiyorum...
Bir yerinden başlayın. Başlanınca akan su yolunu bulacak, işler yoluna girecektir. Mesafe aldıkça şevke gelecek, işi tamamlamak için enerji kazanacaksınız.

3- Bu iş çok güç bir karar vermeyi gerektiriyor...
Kararlı olun; erteleme kararsızlıkla yakından ilgilidir.

4- Ne yapacağımı bilemiyorum...
Harekete geçin. Erteleme, endişeyle de yakından ilgilidir ve çoğunlukla endişenin sonucudur. Ertelemek sizin sorununuzu asla çözmez, diğer sorunlara da neden olacak kadar bekletir.

5- Bu iş hoşuma gitmiyor...
Hoşumuza gitmeyen işlerden kaçmaya çalışırız. En iyisi öncelikle hoşunuza gitmeyen işlerden başlayın ve çabucak halledin. Yapın kurtulun. Böylece hem bir iş bitirmenin huzurunu yaşayacak, hem de sıkıntılı bir işten kurtulacak, motive olacaksınız.

6- Kendimi pek iyi hissetmiyorum...
Hiçbir zaman daha iyi olacağınızı garanti edemezsiniz. Bu durumu iyi bir şeyler yapmanın gerekçesi olarak kabul edin ve işinizi bugün yapmaya çalışın.

7- Bu iş için yeterli enerjim yok...
Kendinizi güçsüz hissetiğiniz durumlarda, kolay ve sevdiğiniz işlerle işe başlayın. Bir şeyler başardığınız zaman kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.

8- Sabah ya da öğleden sonra işe başlamada güçlük çekiyorum...
Kendinizi masanıza ulaşır ulaşmaz çalışmaya başlamak üzere motive edin. Masanızı temizleyin. Kapınızı kapatın. İşinize odaklanın. Kaçış yollarını kapatın ve hemen çalışmaya başlayın.

9- İşlerimi kolay kolay bitiremiyorum...
Elinizdeki işi bitirmeden diğer işe geçmeyin. Bir işi ya da alt işi bitirdiğiniz zaman kendinizi ödüllendirin.

10- Mükemmeliyetçilik...
İyi yapmak için yeterli zamanın olmadığı korkusu, işleri ertelemenin bir başka ortak gerekçesidir. İlk seferinde elinizden geleni yapın, ama bir dahaki sefer gelişme kaydetmeye kesin kararlı olun.

11- Erteleme bir alışanlıktır, vazgeçemiyorum...
Ertelemek kötü bir alışkanlıktır. Bütün alışkanlıklar gibi sonradan edinilir. Yine bütün alışkanlıklar gibi bu alışkanlıktan da kurtulmak mümkündür. Bu da iyi alışkanlıklar edinilerek olur.

12- Bu işi yapmaktan nefret ediyorum...
Nefret ettiğiniz bir işi yapmanın en iyi yolu; kendi kendinize ödül vermek veya bu görevi sevdiğinizi telkin etmektir.
Eğer görevden gerçekten nefret ediyorsanız, kendinize o görevi uzun süre yürütecek doğru kişi olup olmadığınızı sormanız gerekir.

13- Bu işten korkuyorum...
Eğer ertelemenizde bir korku unsuru olduğunu hissediyorsanız, korkma sebebini analiz etmeniz gerekir:
- Bilinenden korku: Görevin sonucunu biliyorsunuz ve korkuyorsunuz. Bilinenden korku, gerçek bir korkudur. Görevi bitirmekten kaçınmaya neden olur.
Böyle bir durumda korkunuzu analiz edin, anlamsızlaşınca silip atabilirsiniz.
- Bilinmeyenden korku: Hoş olmadığını hissettiğiniz şeylerden duyulan korku.
Bilmediğimizden korkarız; ihtiyacımız olan şey, o konu hakkında bilgidir.
- Başarısızlık korkusu: Başarısızlık hepimizin yaşadığı en olumlu şeylerden biridir; fakat çalıştığınız ortamda bir suçlama kültürü varsa, başarısızlığı bu şekilde görmek imkansızlaşır. Oysa yanlış yaptıkça, nasıl doğru yapılacağını öğrenirsiniz. Öğrenme gelişmenize, gelişme de büyümenize yol açar.
- İnsanlardan korku: İnsanlardan korkuyorsanız; gülümsemelerini isteyin, gülecekleri şeyler söyleyin, gülümseyin. İnsanlar gülümseyince korkunun bir kısmı gider.

Bunu da unutmamalıdır ki; araştırmalar, korku nedenlerinin çok azının gerçek olduğunu ortaya koymaktadır!

bkz. Mahmut Harmancı, İşte Zaman Yönetimi, ISBN: 975-269-185-4, 2006, Sayfa 122-125

İşte Zaman YönetimiBu kitaptan olan bütün alıntıları oku...

Kitabı satın al...

Yeni Bir Alışkanlık Edinmek...

1- Edinmek istediğiniz alışkanlığı belirleyin.

2- Tavrınızı pozitife ayarlayın, başaracağım deyin.

3- Gerçekçi bir hareket planı geliştirin.

4- Benimsemek istediğiniz alışkanlığa göre davranmaya başlayın.

5- Alışkanlık haline gelene kadar planınıza sıkı sıkıya bağlı kalın.

6- Planlı alışkanlık değişimi için yardım sağlayın, başkalarına ne yapacağınızı söyleyin; onlar yapmadığınız zaman size hatırlatacaktır.

7- Harekete geçin!

bkz. Mahmut Harmancı, İşte Zaman Yönetimi, ISBN: 975-269-185-4, 2006, Sayfa 112/113

İşte Zaman YönetimiBu kitaptan olan bütün alıntıları oku...

Kitabı satın al...

27 Ekim 2007 Cumartesi

Zamanınızı Kontrol Altına Almak...

Zamanınızı kontrol altına almak, kendinizi de kontrol etmeyi gerektirir. Listeler hazırlamak, organize olmanın kilit eylemidir. Bunun için günlük yapılacak işler listesi hazırlamak iyi bir tekniktir. Zira yapılacak işleri yazmak, onları ayrı ayrı yapmış olmaktır.

Yapılacak işleri yazmalı, hafızamızı, planlar yapmak ve günlük önemli işlere yoğunlaşması için serbest bırakmalıyız.

Zamanın bilinçli kullanımı için, yapılacak işlerinizin bir listesini yapın. Yapılacak işler listesi, hedeflerinize genel bir bakış açısı sunar. Yapılacak işlerin listesini yaparak; işlerinizin tamamını bitirmenin hazzını, olaylara egemen olduğunuz hissini yaşarsınız. Hedeflerinize adım adım yaklaştığınızı görür heyecan duyarsınız. İşleri başardıkça motive olur daha büyük işler yaparsınız.

Mahmut Harmancı, İşte Zaman Yönetimi, ISBN: 975-269-185-4, 2006, Sayfa 108

İşte Zaman YönetimiBu kitaptan olan bütün alıntıları oku...

Kitabı satın al...

24 Ekim 2007 Çarşamba

Dikkatimizi Önceliklerden Uzaklaştıran Nedenler

Zamanımızı iyi planlama konusunda dikkatimizi önceliklerimizden uzaklaştıran birçok neden vardır. İşte Martin Scoot'un işaret ettiği tuzaklardan bazıları:

1- Acil işler, krizler ve panikler: Acil işler bizi bir despot gibi yönetir, onları yapar önemli işleri göz ardı ederiz. Önemli olan krizleri önlemektir, çıkan krizleri çözmek değil.
2- Çıkan yangınları söndürmek: Yangını önlemek sıkıcı, yangını söndürmek ise eğlenceli olabilir ve kendimizi önemli hissetmemizi sağlayabilir. Yangın söndürmeye alışan, söndürecek yangın yoksa bile çıkarır. Kriz ortamına alışmıştır. Bu ortamın devamı için elinden geleni yapar.
3- Rahat, tanıdık, kolay işler.
4- Anında ödüllendirilme isteği: Böyle olunca kendimizi küçük ve çabuk bitirebileceğimiz işlere veririz, önemli işler zaman aldığı için bunlara hiç başlanılmadan gün, hatta günler geçer.
5- Öncelikleri belirleyememek: Eğer 10 önceliğimiz varsa hiçbir önceliğimiz yok demektir. Güne en önemli işle başlamalı ve asla bitirmeden bırakılmamalı.

bkz. Mahmut Harmancı, İşte Zaman Yönetimi, ISBN: 975-269-185-4, 2006, Sayfa 95-97


İşte Zaman YönetimiBu kitaptan olan bütün alıntıları oku...

Kitabı satın al...

17 Ekim 2007 Çarşamba

Kendinize güvenmenin 14 yolu

Eğer özgüveninizi yitirdiğinizi düşünüyor ve nedenini sorguluyorsanız, ya da kendinize güveninizi nasıl pekiştireceğinizi merak ediyorsanız bu tavsiyeleri uygulayın...

Ayla Önder'in tavsiyeleri:

1. Önce bütün olumsuz tecrübeleri unutun. Durup dururken güveniniz yitirmeniz, başarısızlık duygusunu yaşamanız bundan olabilir. O yüzden ilk adım olarak geçmişteki bütün kötü deneyimleri yok edin. Beyninizden silin gitsin!

2. Kendinizle iletişiminiz çok önemli. "Sen bunu yeneceksin" gibi cümleler kurmayın. Yani kendinize iç sesinizle "sen" diyorsanız bu sorundur. İlk olarak kendinizle "iletişim"e geçip, "ben bunu yaparım" şeklinde cümlelerle işe baslayın.

3. Erteleme olayına bir son verin. Bir şeyi sonlandırmayıp, yarım bırakma, başarılı olamama korkusuna dayanabilir. "Şu an" yapacağınız ne varsa "hemen şimdi" yapın. Bir not edin bakalım, "yarım" bıraktığınız işler cok fazla mı? Onları tamamlamak güven duygunuzu rehabilite edecektir. Çok basit şeylerde bile bunu uygulayın. Saçınızı kestirmeyi ne zamandır erteliyor musunuz. Hemen gidin kestirin mesela..

4. Kesin olarak istediğiniz şeyin ne olduğunu düşünün. Tam olarak neyi, ne kadar, nerede ve nasıl elde etmek istiyorsunuz? Bunu dakikalarca düşünüp, o çok istediğiniz şeye odaklanın. Adrenalinizin arttığını, istediğiniz şeye kavusmayı "düşünmenin" sizi pozitif bir ruh haline soktuğunu göreceksiniz.

5. Kötü tecrübeleri beyninizin bilgisayarının çöp kutusuna atıp, silmiştiniz ya. Eh şimdi, arkadaşlarınızla beraberken biraz sıkılıyorsunuz değil mi? Onlara hep "dertlerinizden" söz ederdiniz hani! Canım, biraz düşünün, sizin hiç başarınız olmadı mı geçmişte. Dost sohbetlerinde arada sırada bu başarılarınızdan da söz edin.. Anlatırken bunu nasıl yaptığınızi yeniden hatırlayacaksınız. Belki de bu yöntem, başka ulaşmak istediğiniz idealleriniz için de işe yarar!

6. Çevrenizi iyi gözlemlediniz mi? Başarılı ve mutlu insanlar genellikle "Çözüm"e odaklıdır. Bu insanlar yüzde 20 problemlere, yüzde 80 çözümlere odaklanır. Bazı sorunlar aslında sizin "büyüttüğünüz" kadar değil. Siz ona "odaklandıkça" o büyüyor, büyüyor ve çözülmez bir hale geliyor. Bu sorunlarda çıkmaza girdiğinizde bir "örnek" bulun. Yarı sorunu çözmüş bir insan örneği. O, nasıl çözdü? Tamamen bu yönteme odaklayın kendinizi.

7. Enerjinizi coğaltın. Çünkü enerji bize sadece fiziksel güç olarak gerekli değildir. Duyu organlarımız da enerji ile çalışır. Bu enerji sesinize, bakışınıza, görünüşünüze etki eder. Spor yaptığınızda seretonin ve endorfin hormanları artacak. Bu iletişimde cok önemli; Bakışlarınız da bu hormonların etkisiyle karşı tarafa daha kolay "olumlu" mesajlar göndermenizi sağlayacak. Kendinizi "iyi" hissetmek, güne gülümseyebilmek için spor cok önemli. Unutmayın, egzersizden uzak kaldığınızda, adeta benzinsiz bir araba gibisiniz!

8. Telkin çok önemli. Her ne istiyorsanız onu olmuş gibi hayal edin: Alt bilinciniz sadece şimdiki zamanı bilir. O yüzden gelecek zamanlı cümleler kurmayın. Örneğin, "zayıflayacağım" derseniz asla zayıflayamazsınız. Belirsiz bir gelecek yerine, "şu anda yapıyorum" deyin.. Bu mesajı yolladığınızda, alt bilinciniz sizi o amaç icin bazı tutumlara davet edecektir. Siz farkında bile olmadan... Enerjiniz çoğalacak, yavaş yavaş zayıflama isteği artacaktır.

9. Aman, renkler çok önemli. Giysilerde renk tonajlarına dikkat edin. Seçtiğiniz her renk sizi anlatıyor çünkü. Canlı renkler mutluluk ve neşeyi, koyu renkler ise ciddiyeti temsil ediyor. Bu tarz olarak size en yakışanı seçin. Bu giysileriniz canlı renklere sahipse güveninizin kendiliğinden geliştiğini göreceksiniz. (Tabii yerine göre.. Bir iş toplantısına da pırıl pırıl renklerle gidilmez elbette.) Şu açık ki, asıl olarak “ten giysiniz”, yani solgun olmayan bir cilt, parıltılı bakışlar giysilerden daha da önemlidir. Olumlu düşündükçe farklı bir ten renginin ve bakışların sizde oturduğunu farkedeceksiniz.

10. “Evet” ve “hayır”lara dikkat. Hiç kimse size istemediğiniz bir şeyi yaptıramaz. Bazı insanlara da hayır demeyi öğrenin. Hoşlanmadığınız bir mekana sizi götürmek isteyen arkadaşınıza karşı rahatlıkla "hayır" kelimesini kullanın. Birlikte keyif alacağınız mekanları seçecek arkadaşınız mutlaka vardır. Sizi rahatsız eden, olumsuz ruh halinizi coğaltan insanlarla ilişkinizi de gözden geçirin. Sizi üzen bir insanla yola devam etmek sizden sürekli götürecektir.

11. Geleceği "belirsiz" bırakmayın. Planlayın. O gerçekleştiğinde neler hissedersiniz, sürekli bunu düşünün. Artık o ideale, o "plan"a nasıl ulaşacağınızı düşünün ve kendinizi orada hayal edin sık sık. Örneğin işyerinizde "şef" mi olmak istiyorsunuz? Sürekli bunu nasıl gerçekleştireceğinizi düşünmenin ve bu anlamda somut olarak neler yapabileceğinizin ötesinde, o görevi "hayal" edin. Kendiniz orada, bir toplantıda iken hayal kurun örneğin. Hayaliniz güçlendikçe, tutumlarınız da değişecektir. Örneğin, o işte şef olmak için önce dil mi bilmeniz gerekiyor? Farkında olmadan ayaklarınız sizi bir bir hafta sonu kursuna doğru götürecektir.

12. Geleceği planlamak kendinize güveni, kendinize güvenmek de size bazı "formüller" de getirecektir. Örneğin zayıflamak istiyorsunuz ama neden şişmanladığınızın "formülü"nü dikkate almıyorsunuz. İşte olumlu bir şekilde başarıya odakladığınızda beyniniz, size "neden şişsmanladığınız"ı da anımsatacak. Ve sizi kilo almaya götüren nedenleri de hayatınızdan kaldırmak üzere planlar yapıyor olarak bulacaksınız kendinizi..

13. Bir de, "olumlu" anlam içeren kelimelere dikkat edin. Olumsuz olarak beyninize yerleştirdiğiniz cümleler size baskı yapar. Orada "beslenir" ve daha güçlü olarak geri dönebilir". Bir örnek vermek gerekirse, "asla televizyon seyretmiyorum" demeyin. Beyniniz sizi daha istekli olarak TV seyretmeye zorlar. İnsanların "kötülükleriyle" uğraştığınızda da ters tepki verir. Kötü bir kelimeyi kullandığınızda ona yüklediğiniz anlamı bilincinize cağırırsınız! Bu kelimeyi cok sık hatırlamaya başlarsınız. Hatta yıllar sonra o eylemin içinde bile görebilirsiniz kendinizi. O nedenle "olumsuz" herhangi bir kelimeyi (her ne olursa olsun)beyninize yerleştirmemeye özen gösterin.

14. Hayatınızı yönlendirin. Ne eksikse yaşamınızda ona kanalize olun. Sevgi mi yok, sevgi birlikteliğine kanalize olun. O boşlugu bir sevgili dolduracaksa, yani ona gereksinimiz varsa bunu planlayın. Bir takım duygusal boşlukların yerini başka şeylerle kapatmayın. Zaten olumluya ve başarıya kanalize olmuş bir ruh hali, başka arayışlarınıza çözüm bulmak üzere de konumlanacaktır. Başarı ve sevgiyle birlikte donanmış benliğiniz, size enerjiyi ve mutluluğu da cağıracaktır.

(Ana kaynak bulunamadı)

http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=273593

16 Ekim 2007 Salı

Hedeflerin Gücü

1- Hedefler amaç duygusunu harekete geçirir.
2- Hedefler önceliklerimizi belirler.
3- Hedefler bizi motive eder.
4- Hedefler faaliyetten çok sonuca önem vermemizi sağlar.
5- Hedefler bize günümüzde yaşamamızı sağlar. Başarılı olmak için, geçmişin başarısızlıkları ile yarının belirsizlik ve endişelerinden kendimizi korumalı ve bugünün hakkını vermeliyiz.
6- Hedefler geleceğimizi düzenler.
7- Hedefler başarı yolculuğunun kilometre taşlarıdır.
8- Hedefler insanı yaşama bağlar.

Mahmut Harmancı, İşte Zaman Yönetimi, ISBN: 975-269-185-4, 2006, Sayfa 53-55

İşte Zaman YönetimiBu kitaptan olan bütün alıntıları oku...

Kitabı satın al...

Çalışanlarınızı nasıl motive edersiniz?

İyi çalışanlar bulmak, sonra da gelişmeleri için isteklerini canlı tutmak, küçük işletme çalıştırmanın güçlükleri arasındadır. Bunu başarıyla yaptığınızda, işiniz de gelişecektir.
Ancak, isteği canlı tutmak için kitaplara veya seminerlere gereksiniminiz olduğunu düşünmeyin. Küçük işletme sahibi/yöneticisi olarak, büyük kuruluşların sahip olmadığı bir avantaja sahipsiniz: çalışanlarınızı tanıyorsunuz. Onlarla düzenli olarak yan yana çalışmanız bir şanstır. Onların ailelerinden ve dostlarından haberiniz vardır ve arka planlarını ve tutkularını bilirsiniz.

Tüm bunlar, ekibini harekete geçirmek için etkin yollar bulmak isteyen, ancak çömert ücret artışları veya prim vermek için kaynakları yetersiz olan bir işveren için değerli bilgilerdir. Çalışanlarla yakınlığın sağladığı bilgileri bir harekete geçirme stratejisine dönüştürebilmek için şu dört yolu değerlendirin:

1. Olumlu bir çalışma ortamı sağlayın. Hoş olmayan bir iş ortamı oluşturan iç çekişmeler veya ofis entrikaları olduğunu duyarsanız, bunu düzeltecek kişi sizsiniz. Dinlemiş -ve harekete geçmiş- olmanız, olumlu bir iş yeri oluşturma konusundaki özeninizin işaretidir.
2. Ekip çalışmasını teşvik edin. Bir görev bildirimizin olmasına ve çalışanlarınızın, şirketlerinin genel başarısında rollerinin neden önemli olduğunu anlamalarına dikkat edin. Çalışanlarla görüşmelerinizde, şirketinizin bir ekip olduğu ve siz kazandığınızda onların da kazandıkları fikrini güçlendirin. Sonra devam edin. Büyük bir anlaşma imzalandıktan sonra herkese yemek ısmarlamak gibi küçük bir jest bile olsa, sonuçlara katıldıklarından emin olun.
3. Ödül ve teşvikler konusunda yaratıcı olun. Çalışanları daha çok veya daha ustaca çalışmaya teşvik etmenin tek yolu para değildir. Esnek saatlerden veya haftanın bir günü evden çalışma olanağından yararlanabilecek genç bir anneyi işe almış olabilirsiniz. Satış temsilciniz, büyük bir anlaşmanın yapılmasını sağlamak için günlerce uzun süre çalışmış olabilir ve belki bir izni, prime tercih edebilir. Çalışanlarınızın gereksinimlerini karşılamak için esnek olmaya hazır olduğunuzu gösterdiğinizde, büyük olasılıkla çalışanlarınızın da sizi ödüllendireceğini görürsünüz.
4. Öğrenme ve gelişme olanakları sağlayın. Çalışanlar işlerinden sıkıldıklarında, bu genellikle belli olur. Bunu siz de farkedersiniz, müşterileriniz de. Çalışanlarınızla bir iş konusunda görüşürken, ilgi alanlarını sormaya zaman ayırın. Akşamları yaratıcı yazma kursuna giden yeni resepsiyonistiniz, belki bazı pazarlama malzemelerinin geliştirilmesine yardımcı olma şansının verilmesine çok sevinecektir. Bir gün şef olmayı umduğunu söyleyen yeni garsonunuz arada bir mutfağa geçerek biraz meslek içi eğitim alabilir. Çalışanlara yeni beceriler öğrenme ve özel ilgilerini ilerletme fırsatı vermek, onları harekete geçirmek için yapabileceğiniz en etkin şey olabilir ve bu kesinlikle işletme için de yararlıdır.

Performans Hedefleri Koyma ve Bunları İzleme

Çalışanlarınızı harekete geçirme stratejilerini belirledikten sonraki göreviniz, onları ne yapmak üzere harekete geçirmek istediğinize karar vermektir. Bu, oturup, başarabileceklerini umduğunuz şey veya beklentilerinizi yerine getirmelerine yardımcı olmak için yapabileceğiniz şey konusunda konuşmak kadar basit olabilir. Ancak, karşılıklı olarak bu beklentilerin açıkça anlaşılmasını sağlamak için bunları kağıda dökmek de anlamlı olabilir.

Birçok büyük kuruluşta kullanılan "performans değerlendirmesi" gibi bir terimle çalışanlara gözdağı verilebildiğini unutmayın. Ancak bu durumda bile, özellikle işleri hakkında konuşmak üzere her çalışanla yılda bir veya iki kez oturmak için geçerli nedenler vardır. Bu, başarıların gözden geçirildiği ve hedeflerin konduğu bir zamandır. Görüşmeyi aşağıdaki başlıklara ayırabilirsiniz:

• Performans amaçları ve hedefler
• Beceri ve bilgi gelişimi
• İşlemler ve yöntemler
• Geri bildirim

Elbette her iş farklıdır. Ancak, küçük işletme sahipleri veya yöneticileri için ortak olan bir şey, çalışanlarla yakın ilişkilerini, herkesin kazanmasını sağlayan bir iş avantajına dönüştürme olanağıdır.

www.nisanpsiko.com

Kaynak: http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=274554 (16.10.2007)

15 Ekim 2007 Pazartesi

Pireler ve Motivasyon üzerine...


Bu öyküyü bir arkadaşımdan duymuştum, gittiği bir seminerde motivasyonla ilgili bir konuşmada dinlemiş..


Yapılan bir deneyde pirelerin bir kavanoz içindeki davranışları izlenmiş. Bu deney bir kaç aşama olarak yapılmış:

Aşama 1
Kapağı açık bir kavanoza bir kaç tane pire konulmuş. Tabi bu pireler kavanoza konuldukları gibi dışarı sıçramışlar hep. Kaç kere içine konulduysa da sonunda hepsi de çıkmış kavanozdan.

Aşama 2
İkinci aşamada kavanozun kapağı kapatılmış. Pireler hala zıplamışlar fakat bu sefer her zıplayışlarında kapağa çarpıp yere düşmüşler. Zamanla zıplayışlarındaki yüksekliği ayarlamışlar ve tam kapağın altına kadar ona çarpmayacak şekilde zıplamaya başlamışlar.

Aşama 3
Üçüncü aşamada kavanozun kapağı tekrar açılmış. Ne dersiniz, pireler hemen dışarı zıplamıştır değil mi? Fakat hayır, pireler hala kapak varmış gibi tam o yüksekliğe kadar zıplamışlar, yani hiçbiri kavanozun dışına çıkmamış.

Aşama 4
Olay henüz bitmedi; dördüncü aşamada kavanozun içindeki pirelerin yanına yeni pireler ilave edilmiş. Sizce şimdi ne olmuştur...?
Yeni gelen pireler rahatlıkla kavanozun dışına atlayabilecek yeteneğe sahip olmalarına rağmen oradaki pirelere ayak uydurmuşlar ve onlar da sanki kavanozun kapağı kapalıymış gibi yarı güçle atlamışlar!

Aşama 5
Beşinci ve son aşamada pirelere onların gerçek gücü hatırlatılmış: kavanozun altı bir ateşle ısıtılmış... ve birden bire bütün pireler gerçek potansiyellerini kullanıp kavanozun dışına sıçrayıvermişler..