3 Mayıs 2011 Salı
5 Kasım 2009 Perşembe
Yazılım Sektörü, Krize Rağmen Büyüdü
Bilgi teknolojileri sektörünün büyümesi yüzde 20’nin üzerinde gerçekleşirken, yazılım sektörünün büyüme oranının ise yaklaşık yüzde 40 seviyesinde olduğu tahmin ediliyor.
Türk firmaları yazılım sektöründe çok çeşitli ürünlere imza atarken, üretilen ürünler arasında
- akıllı kart okuyucular
- GPS temelli araç izleme
- navigasyon sistemleri
- mobil pazarlama çözümleri
- interaktif mesaj uygulamaları
- doküman yönetim sistemleri
- kamera sistemleri
- ADSL yol izleyicileri
- modemler
- hastane ve laboratuvar bilgi yönetim sistemleri
- entegre kalite yönetim sistemleri
- rapor sistemleri
- ERP yazılımları
- şehir bilgi sistemleri
- lojistik sistemleri
- veri yönetimi
- güvenlik yazılımları
Türkiye’de bu sektörde faaliyet gösteren firma sayısında son yıllarda artış görülürken, üretim ve ihracat yapan firma sayısı ise sınırlı kalıyor. Sektörde 3 bin 500 civarında firma faaliyette bulunurken, sektörde yaklaşık 100 civarında firma ihracat gerçekleştiriyor. Bu firmalar ağırlıklı olarak Ankara ve İstanbul’da faaliyetlerini sürdürürken, Ankara’da güvenlik ve savunma yazılımları ile kamu sektörüne yönelik yazılım geliştirme hizmetleri sunan firmalar çoğunlukta bulunuyor. İstanbul’da ise sistem yazılımları ve uygulama yazılımları üreten firmaların ağırlıklı olduğu görülüyor.
İhracat:
Türkiye’de yazılım sektörünün toplam 2008 yılı kayıtlı ihracatı 13 milyon dolar civarında gerçekleşirken, bu rakamın sektörün gerçek ihracat rakam ve potansiyelini yansıtmadığı, çünkü yazılımın genellikle makina, elektronik eşya, otomotiv, medikal, donanım gibi bir ürün veya hizmetin bir parçası olarak ihraç edildiği belirtiliyor.
90 civarında ülkeye ihracat gerçekleştiren Türk yazılım sektörünün ihracat eğiliminin artarak devam etmesi bekleniyor. Sektörün geneline bakıldığında önemli ihracat pazarları olarak
- Almanya
- İngiltere
- Kazakistan
- ABD
- Yunanistan
- Libya
- Azerbaycan-Nahcivan
- Ukrayna
- Romanya
- Hollanda
- İsviçre
- Irak
- Fransa
İthalat:
Türkiye yazılım sektörü diğer yüksek teknoloji sektörlerinde olduğu gibi net ithalatçı sektör konumunda bulunurken, sektörün ithalatı 2008 yılında 117 milyon doları aştı. Sektörün ithalatında önemli artış görülürken, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 10 seviyesinde bulunuyor.
- İrlanda
- Almanya
- ABD
- Çin
- İsveç
- İngiltere
- Fransa
- BAE
- Japonya
- Malezya
- Avusturya
- Hollanda
- Polonya
- İsrail
- İspanya
Dünya Ticareti:
Dünyada yazılım sektörü sürekli gelişirken, 2008 yılında yüzde 5,2 büyüyerek 963,5 milyar avroya ulaşması beklenen bilgi teknolojileri pazarında, dünya yazılım sektörü pazarının yüzde 6,7 büyüyerek 185 milyar avroya ulaşması öngörülüyor.
Dünya bilgi teknolojileri pazarında ülkelerin harcamalarının da arttığı gözleniyor. ABD, AB, Japonya gibi ülkelerin BT pazar büyüme oranları tek haneli oranlara tekabül ederken, gelişme yolundaki ülkelerden Çin, Hindistan, Rusya gibi ülkelerin büyüme oranları çift haneli rakamlara ulaşıyor.
Dünyadaki 2008 yılında yaşanan ve etkisi halen devam eden finansal krize rağmen yazılım satışlarını devam ettiren tek sektör olurken, sektörün satış ve büyümesinin krizin etkisiyle önümüzdeki yıl daha yavaş bir sürece gireceği bekleniyor. Dünya BT pazarının yaklaşık yüzde 20’sini yazılım sektörü oluşturuyor.
ABD dünya pazarının tek başına yüzde 36’sına sahipken, AB’nin payı yüzde 32, Japonya’nın payı yüzde 13 oldu. Gelişmekte olan ülkelerden ise Çin’in dünya BT pazarından aldığı pay yüzde 4, Hindistan yüzde 2, Rusya yüzde 1 oranda pay aldı. Önümüzdeki yıllarda bu oranların gelişmekte olan ülkeler lehinde artarak devam etmesi bekleniyor.
Kaynak:
http://kobi.milliyet.com.tr/haber/kobi-yazilim-sektoru-krize-ragmen-buyudu,4990
19.10.2009
İlgili Yazı: Türkiye'de Yazılım Sektörü
Türkiye'de Yazılım Sektörü
Türkiye’nin yazılım ihracatı gerçekleştirdiği ülkeler arasında
- Almanya
- ABD
- Hollanda
- Romanya
- İngiltere
Yazılım ithalatında ise
- İrlanda
- ABD
- Almanya
- İngiltere
- Fransa
Ancak hükümet desteğiyle yapılacak bir atılımla yazılım sektöründe lider konumda bulunan Hindistan`ın yerini alarak, Avrupa`nın yazılım üssü olabileceği de hayal değil...
Türkiye`nin en büyük avantajı bilgisayarla tanışmış genç bir kitleye sahip olması. Avrupa ve ABD`deki yaş ortalamasının yükselmesi yazılım gibi genç beyinlere ihtiyaç duyulan sektörlerde, genç nüfusa sahip ülkelerin önemli ölçüde değerini artırıyor. Genç kesimin bilgisayar alanında kendini geliştirdiğini, hatta uzmanlaşmaya başladığını, bu değerlerin iyi yönlendirilmesi ve üniversitelerde yazılım alanına önem verilmesi kaçınılmaz. Türkiye`de genç işsizlerin yazılım sektörüne yönlendirilmesinin hem işsizliği önleyeceği hem de sektörün canlanacağı unutulmamalıdır.
Ar-Ge`ye ve gençliğe yatırım yapıldığı takdirde, Hindistan, İrlanda gibi dünyanın önemli yazılım üslerinden biri olacağı görülüyor. Ar-Ge çalışmalarının yapılmasında teknoparklar önemli bir yer tutuyor. Teknoparklarda ortaya çıkan disipline edilmiş doğru bilgi; şirketlere, sektörlere ve ülke ekonomisine aktarıldığında dikkat çekici büyüklüklere ulaşıyor. Yazılım çalışmalarında kullanım dili Türkçe ve İngilizce sürümleri olmak üzere iki çeşit olabilir. İki dilde yazılım hazırlanması; bir arıza durumunda, sorunun kısa sürede çözümlenebilmesini sağlar ve yurtdışına döviz çıkışı da önlenmiş olur.
Yazılım sektörünün en az turizm sektörü kadar ülkeye getirisi olduğu için, yazılımın ihraç edilmesi büyük önem kazanıyor. Tabi ki bu noktada hükümete büyük görevler düşüyor. Yazılım sektörünün ihracatının 2015 yılında 2 milyar Dolar’a ulaşacağı ve 2023 yılında ise turizmin gelirini aşacağı öngörülüyor. Yazılımda Ar-Ge çalışmalarında yapılacak yatırım 30 kat olarak geri dönüyor. Dünyadaki bilişim pazarının yaklaşık yüzde 20-25’ini oluşturan yazılım sektörünün öncelikli bir stratejik sektör olarak ele alınıp incelenmesi gerekiyor. YASAD (Yazılım Sanayicileri Derneği) gibi derneklerin daha aktif rol oynamaları ve devlete bağlı yazılım üreten ve ihraç eden birimlerin kurulması gerekiyor. Ar-Ge Yasası’nda özellikle yazılıma önem verilmiş olup, özel şirketlerin de yazılıma yönelmeleri planlanmıştır.
Seçilmiş ülkeler itibariyle, yazılım pazarı büyüklüklerine bakıldığında Türkiye’nin ne kadar geride olduğu görülüyor:
3 Kasım 2009 Salı
Google'dan öğrendiğimiz 8 şey
Google'ı yakından tanıyan Ken Auletta da Google'ın insanoğlu üzerinde bıraktığı derin ize kayıtsız kalmamış olacak ki, hazırladığı yeni kitabında Google'ın insanoğluna öğrettiklerini 8 maddede bir araya getirdi.
İşte Google'ın bize öğrettikleri...
1. Hırs ve tutku
Google bir arama motoru olarak doğdu ve Yahoo! gibi devlere karşı meydan okudu. Ancak Google'ın bu kadar kısa sürede büyük başarı göstermesi pek çok nedene bağlandı. Fakat dikkatlerden kaçan bir nokta vardı: Google, iki üniversite öğrencisinin yoğun çabaları sonucu ortaya çıkmıştı; anca bu iki genci bu denli efor sarf etmeye iten ise sahip oldukları hırs ve hedeflerine olan tutkularıydı. Örneğin Yahoo! iş adamlarının sermayeleriyle kurulurken, Google iki öğrencinin kendi çabalarıyla ve fikirleriyle ilerliyordu. Yahoo'nun yatırımcıları Yahoo!'yla yakından ilgilenmezken, Google'ın kurucuları işlerinin hep başında oldu.
2. Hedefe odaklanmanın önemi
Hırs ve tutku, bir şirket için itici bir güç olabilir; ancak hedefe odaklanılmadığında "Kontrolsüz güç, güç değildir" tümcesi akla geliyor. Diğer bir deyişle, "ne için efor sarfetmeli", "hedefimiz ne" sorularının bir yanıtı olmalı ve bu hedef doğrultusunda ilerlemeli. Örneğin Steve Ballmer, bir konuşmasında odaklanma konusunda oldukça ilginç bir açıklama yapmıştı. Açıklamasında "insanlar odaklanma olayını genellikle farklı bilirler; oysa asıl odaklanma, 100 iyi fikri, gerektiğinde arka plana atmak ve doğru hedefe yoğunlaşmaktan başka bir şey değil."
3. Vizyon da gerekli...
Vizyon olmaksızın, hırs ve odaklanma kavramları bir araya gelse de, bataryasız olan bir cep telefonundan farksızdır ve hiçbir işe yaramaz. Bu nedenle Google'ın kurucuları Page ve Brin, "dünyada varolan tüm bilgilere kullanıcıların ulaşabilmesini sağlamak" hedefini vizyonları haline getirdiler. Hatta Google, kütüphane olma yolunda da ciddi bir adım atarak kitapları elektronik ortama aktarmaya başladı bile.
4. Takım kültürünün önemi
Google'ın bugün geldiği noktada takım çalışmasının önemini de görmek gerekiyor. Google'ın çalışma ortamına ve hiyerarşi düzenine baktığımızda da aslında takım kültürünün ve takım çalışmasının Google için ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılıyor. Tepeden tabana ve tabandan tepe noktasına doğru bilgi alışverişine fazlasıyla önem verem Google, çalışan memnuniyetini her koşulda üst seviyelerde tutmaya çalışıyor.
5. Müşterilere "kral" gibi davranmak
Bilindiği gibi Google'ın gelirlerinin büyük bir bölümü online reklamlardan oluşuyor. Ancak Google, müşterileri için reklamların değil, ücretsiz servislerin önemli olduğunun elbette ki farkında. Kullanıcılarına ücretsiz olarak ulaştırdığı sayısız servisiyle kullanıcıların kalbine giren Google, gelirini de kullanıcılara herhangi bir maliyeti olmayan online reklamlardan kazanıyor.
6. Rakip de olsa şirketlerle ortak çalışmak
Google'ın birçok şirkette görülmeyen farklı bir yönü bulunuyor. Google reklamlarını hemen her sitede artık görmeye alıştık; ancak dikkat ettiğiniz üzere Google reklamlarını Google'ın servislerine rakip olabilecek sitelerde dahi rastlıyoruz. Ancak her iki tarafın da bu işten kazançlı çıkması, Google'ın reklamlarıyla geniş bir kitleye ulaşmasını sağladı. Reklamlarını tıklatarak buradan kendine kazanç kapısı yaratan Google, anlaşmalı olduğu şirketlere de reklamları başına belirli bir ücret vererek "kazan kazan" politikasının farklı bir versiyonunu tüm dünyaya gösterdi.
7. Hayat uzun, ama zaman kısa
Eric Schmidt, Google'ın başarısının sırrını aslında tek cümleyle öyle güzel açıklıyor ki: "Hayat uzun olmasına uzun; ancak fırsatları değerlendirmek hep dar zamanlarda mümkündür". Yanlışlardan ders çıkarmasını bilen ve fırsatları zamanında değerlendiren Google, fırsatları kısa vadede değerlendirmenin önemine dikkat çekiyor.
8. Hiçbir şeyin kesinliği yoktur
Google, bugün için bileği bükülmez bir şirket izlenimini verse de, durumun böyle devam edeceğine dair elbette kimse garanti veremez. Zira mainframe bilgisayar pazarının %70'ini bir zamanlar elinde bulunduran IBM'e, daha sonra hükümet meydan okumuş ve PC'ler ortaya çıkmıştı. İş dünyasının geçmişini yakından inceleyen Clayton Christensen, Google'ın YouTube ve Android ile bambaşka alanlara açıldığını ifade ederek, buna rağmen bu alanlar için herhangi bir iş modelini henüz geliştirmediğine dikkat çekti.
Selim Öztürk, 03.11.2009
http://www.chip.com.tr/konu/google-dan-ogrendigimiz-8-sey_16167.html
16 Aralık 2008 Salı
Türkiye Bilişim Derneği - Değerlendirme Raporu 2008
Kaynak: http://www.tbd.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=722 (16.12.2008)
3 Temmuz 2008 Perşembe
Bilgi Tufanına Karşı Çözüm Aranıyor
İçinde bulunduğumuz bilgi çağında bilgi büyük önem taşıyor. Bilgiye vaktinde ulaşmak kadar faydasız bilgileri ayıklamak da çağımızın bizi yüzyüze getirdiği sorunlardan biri. İşte bu "Bilgi Tufanı"nın iş hayatına olan etkilerini araştırmak için; Intel, Google, IBM ve Microsoft gibi büyük teknoloji şirketleri profesör ve danışmanlarla beraber çalışmaya karar vermiş ve bu doğrultuda "Information Overload Research Group" kurulmuş.
Bu grubun amacı; e-posta, anında ileti (instant message) ve telefon görüşmelerinin iş akışına olan etkilerini araştırmaktır. Araştırmalara göre gereksiz iş bölünmeleri yüzünden verimliliğin düşmesi ABD'deki şirketlere yıllık 650 milyar dolara maloluyor. Bir ironidir ki tam bu iş bölünmelerine sebep olabilen buluşları yapan teknoloji şirketleri bu soruna uygun çözüm bulmakla rekabette bir adım ileride olmayı hedefliyorlar.
Intel'in 8 aylık bir araştırma sonucu ulaştığı sonuç şöyle: İşlerinin bölünmesine izin vermemeleri gerektiği söylenen çalışanlar normalinden çok daha verimli ve yaratıcı olmuşlar. RescueTime diye bir kurumun araştırmalarına göre de, BT bölümünde görevli olup bütün gün bilgisayar başında bulunan bir çalışan günde ortalama 50 kez mail kutusuna bakıp yeni iletilerini kontrol ediyor, günde 77 defa anında ileti kullanıyor ve günlük ortalama 40 web sayfası ziyaret ediyor.
Yazılım geliştirenler dijital iletişim ile çalışmanın nasıl daha verimli olabileceğini ve iş bölünmelerini nasıl en asgariye inderebilecekleri konusuna ağırlık vermiş bulunuyorlar. Mesela Google'ın mail hizmeti olan Gmail'de kullanıcılara sisteme 15 dakika engellenme imkanı verilmiştir.
"Information Overload Research Group" kurucularının başlıca hedefi, mail kanalının yanlış kullanılmasını önlemek. Bazı ofislerde karşı masadaki kişiyle bile artık sadece mail yoluyla iletişim kuruluyor.
Almanca'dan çeviri: Fatih Karaoğlu
